Merkez Bankası’ndan, piyasa beklentilerinden daha erken gerçekleşen sürpriz bir faiz hamlesi geldi. İran savaşının etkilerini sınırlamak amacıyla martta ara verilen bir hafta vadeli repo ihaleleri, yeniden başladı. Bazı uzmanlar, haftalık fonlamaya yüzde 37.09 oranıyla dönülmesini ‘örtülü faiz indirimi’ olarak yorumladı. Söz konusu hamle genel olarak ise ‘gelecek aylarda olası faiz indirimlerinin yolunu açacak bir adım’ olarak niteleniyor. TCMB’ye bu normalleşme için alan açan gelişmeler ise rezerv birikimi ve zayıf talep olarak sıralandı.
MERKEZ Bankası (TCMB) faiz indirimlerine gidecek yolun kapısını araladı. Mart ayında İran savaşının yurtiçi piyasalara etkisini sınırlamak amacıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara veren TCMB, bu ihalelerin tekrar başlamasına karar verdi. Kararın ardından TCMB, 1 milyar TL tutarında bir haftalık repo ihalesi de açtı. İhalede ortalama faizin yüzde 37.09 olması dikkat çekti. Bunun, ortalama fonlama maliyetini de yüzde 37’ye doğru çekmesi; piyasa faizlerinin de buna paralel gerilemesi bekleniyor. Zamanlama olarak piyasa beklentilerinden daha erken gerçekleşen bu sürpriz hamlede, reel sektörün baskısının etkili olduğu belirtiliyor.
KADEMELİ DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
Hatırlanacağı üzere TCMB, Ortadoğu’daki savaşın etkilerini sınırlamak amacıyla politika faizinde artırıma gitmese de fonlama maliyetini artırmıştı. Bu da mevcutta yüzde 37 olan politika faizinin, üst koridor kullanımı ile yüzde 40’a çıkmasına neden olmuştu. Bu nedenle piyasada, fonlama maliyeti yüzde 37’ye çekilmeden yani normalleşme adımı atılmadan faiz indirimleri beklenmiyordu. Dolayısıyla Merkez’in duyurduğu repo hamlesi, ilk etapta yeni bir faiz indiriminden ziyade, fonlama koşullarının politika faizi etrafında yeniden normalleşmesine işaret ediyor. Repo ihalelerinin devreye girmesiyle birlikte efektif fonlama maliyetinin de kademeli olarak gerilemesi bekleniyor. Dün itibarıyla repo ihaleleri de açılmış oldu. Tüm bunlar da gelecek aylardaki olası faiz indirimlerinin yolunu açacak bir adım anlamı taşıyor.
PİYASA EYLÜLDE BEKLİYORDU
Dikkat çeken noktalardan biri de bu hamlenin zamanlama olarak piyasa beklentilerinden daha erken gerçekleşmesi oldu.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, piyasanın merakla beklediği ‘faizde normalleşme’ beklentilerine yönelik önceki hafta gerçekleştirilen yılın üçüncü enflasyon raporu toplantısında mesajlar vermiş ve “Orta vadeli enflasyon görünümünün bozulmadığını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde temel fonlama aracımız olan bir hafta vadeli repoya dönüş gündemimizde. Zamanlama olarak piyasa koşullarına bakacağız” demişti. Bu açıklama sonrası piyasa, bir hafta vadeli repo ihalelerinin yeniden başlamasının eylül ayında olacağını öngörmüştü. Nitekim TCMB’nin Ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde de ay sonu gecelik faiz için hâlâ yüzde 40 öngörülmüştü.
REZERVLER VE ZAYIF TALEP ALAN AÇTI
Hürriyet’e bilgi veren bir banka başekonomistine göre, risk primi ve kur oynaklığındaki iyileşme, rezerv birikimi ve iç talepteki zayıflama TCMB’ye normalleşme için alan açmış oldu.
YIL SONUNA KADAR 200 BAZ PUANLIK İNDİRİM BEKLENTİSİ
YERLİ ve yabancı kurumların TCMB’ye yönelik beklentilerinde, yıl sonuna kadar iki faiz indirimi öngörüsü öne çıkıyor. Konuya ilişkin son raporlardan biri, geçen hafta cuma günü JPMorgan’dan gelmişti. JPMorgan ekonomisti Fatih Akçelik, ekim ve aralık aylarında politika faizinin 100’er baz puan inmesini ve yıl sonunda faizin yüzde 35 seviyesinde olmasını beklediklerini açıklamıştı. Bu ay ortasında TCMB’ye yönelik beklentilerini içeren bir not yayımlayan Citigroup analistleri ise Merkez’in ‘faiz indirimi için sınırlı alanı olduğu’ görüşünde. Ancak Citigroup da politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyor. Yurtiçindeki analistlerin de yıl sonu politika faizine yönelik yaygın beklentisi yüzde 35 seviyesinde.
‘MEVDUAT VE KREDİ FAİZLERİNE DE YANSIR’
İSTANBUL Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, faiz politikasında normalleşmeye yönelik atılan adıma ilişkin “Mevduat ve kredi faizlerine de yansıyacak bir durum” ifadelerini kullandı. “Türk lirasının getirisinin bir miktar daha azalması kurda belki geçtiğimiz 6-7 aya göre önümüzdeki aylarda hareketi hızlandırabilir ama bu yönetilebilir bir hareket olacak” diyen Aslanoğlu, “Geçtiğimiz 6-7 aya göre Türk lirasının değer kaybı bir miktar hızlanabilir ama çok kontrolsüz veya çok yüksek bir artış beklememek lazım” değerlendirmesinde bulundu. Aslanoğlu, faizlerdeki düşüşün tüketici talebini de canlandırabileceğine dikkati çekti. Mevsimsel faktörlerin yanı sıra altın fiyatlarındaki yükselişin de iç talebi tekrar canlandırabileceğinin tahmin edildiğini aktaran Aslanoğlu, bu gelişmelerin birleşmesi halinde reel sektörün hem iç hem de dış talep açısından bir miktar rahatlayabileceğini, finansman maliyetlerinin düşebileceğini ancak atılan adımın reel sektördeki tüm sorunları ortadan kaldıracak ölçüde güçlü bir hamle olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Aslanoğlu, faizlerdeki düşüşün bankacılık sektörünün karlılığına olumlu yansımasının beklendiğini ifade ederek, “Bankacılık sektörü özellikle faiz düşüşünden olumlu etkilenir. Bunu borsada da görüyoruz, görmeye devam ederiz diye düşünüyorum. Yani faiz düşüşü bankacılık sektörü karlılığına olumlu yansır” dedi.
